''İnsan insana emanettir'' dedi, hayatını mazlumlara adadı!

Almanya'da doğup büyüyen ve uzun yıllar Türkiye özlemiyle yaşayan Hatice Şahin'in hayatı, üniversite eğitiminin ardından bambaşka hayatlarla kesişti... Hayallerinin peşinden giderek mazlumlara yardım eli uzatan Şahin'in sosyal medyada bir hayli ses getiren projelerini gelin kendisinden dinleyelim...

Haber albümü için resme tıklayın

TURGUT KONYAR

- Kimdir bu, Almanya'da yaşayıp, Türkçe konuşan; her yere insani yardımlar yapan Hatice, bize biraz anlatır mısınız ?

- Adim Hatice Şahin. 27 yaşındayım, Almanya'da doğup büyüdüm. Dedemin Almanya'ya gelmesi ve gurbette hayat mücadelesi vermesiyle Almanya'da iki kültürün içinde büyüyen biriyim. Her zaman Türkiye’ye özlem duyan fakat Almanya’daki imkânlardan da yararlanıp üniversitede eğitimini burada gören bir gencim. 2015 yılında sosyal pedagog olarak mezun oldum. 2016 yılının yılbaşında, hayatımı ve hayallerimi sorguladım. Ve farkına vardım ki; hayallerim için hiçbir şey yapmamışım. Okuyup eğitim görmekten başka, hayata dokunmamışım; insanlara yararlı olmak için bir şey yapmamışım. Bu dünyadan göç edeceğimde hiç bir eser bırakmayacağımı tefekkür ettim. O günden sonra, yeni yılın benim ve hayallerimin yılı olacağına karar ve niyet ettim. Bundan sonra hayatımın dönüm noktasını yaşadım ve kendimi gerçekten buldum. İki büyük hayalim vardı; biri Afrika'ya gidip, yardıma muhtaç insanlara umut olmak ve onlara yardım eli uzatmaktı. Bu arayışta WEFA İnsani Yardım Kuruluşu ile tanıştım. Onlar bana hem yoldaş oldular hem de hayır işleyebilmem için, çok güzel kapıları açıp bana destek oldular. WEFA demek benim için; yetime tebessüm olmak, temiz su olmak ve mazluma umut olmak demektir. Kısacası tüm dünyadaki yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım eli uzatmak demektir.

Bir buçuk yılın içine Kenya, Bosna, Makedonya, Arnavutluk ve daha nice ülkelere WEFA'nın desteğiyle el uzattık. İnstagramda "Insaninsanaemanetir" adlı hesabımla sosyal bir proje başlattım. "İnsan İnsana Emanettir" diyerek, adam adım mazluma umut olmaya niyet ettim...

- Peki, sizi en çok ne etkiledi de, bu kadar insanın kalbine dokunuşta bulundunuz ?

- Babam her zaman, insanlara faydalı olmak için azimli idi. Eğitime ve yardımlaşmaya çok değer verirdi. Bana küçük yaştan itibaren paylaşmayı ve az ile yetinmeyi öğretti. Birlikten nasıl bir kuvvet doğduğunu gösterdi. Açlık her yerde var, ama açlık deyince ilk başta bana kuraklık içinde susuz ve aç olan Afrikalılar geliyor aklıma. Hele ki yıllardır sömürge altında ve köle olarak yaşadıkları için. Ben yıllardır içimde olan açlığı gidermek istiyordum. Önce kendi dünyamı değiştirip, sonra da başkasının dünyasına dokunmak.

- Sizi en çok etkileyen ne oldu, oraya gidip ilk gördüğünüzde ?

- Beni en çok yalın ayak 2-3 km.'yi ellerinde büyük sarı su bidonlar ile, kilometrelerce yol yürüyen çocuklar etkiledi. Onlar bizim musluğumuzda bolca akıttığımız suya ulaşmak için bu kadar yol ve emek kat ediyorlardı. Ve bazıları, gittikleri yerden temiz olan değil, kirli bir su getiriyorlardı. Bu çocukların daha kolay suya ulaşmaları için ve temiz su içebilmeleri için Kenya’da 35 su kuyusu açtırdık. Şişem deki son yudumu da içmeye söz vermiştim kendime.

Afrika öyle farklı ki, benim dünyamdan benim gerçeğim den çok farklı. Çocukların, şekeri paketinden çıkarmayarak emmeye çalışmaları geliyor aklıma, her şeker yediğimde. Birde mahcup ve gözlerinde farklı bir ifade ile bana bakmaları. Ama ne olursa olsun, gözlerinin içinde bir umut var. Güldüklerinde, gözlerinin içi parlıyor. Arayıp hiç bir zaman bulamadığım bir gülücüğü, ben Afrika'da buldum. Bizim Avrupa'da moda diye yırtık-pırtık giyindiğimiz kıyafetlerimizin, oradaki insanların kıyafetleri yırtık olsa bile tek tıyafetleri olduğunu öğrendim.

Yetimhanelerde, küçücük yatakta 3-4 çocuğun yattığını öğrendim. Samandan evlerde yaşayan insanları görünce, bizim bir türlü sığamadığımız evlerimizi ve odalarımızı düşündüm. Odalar çoğaldıkça, tas- tabak çoğaldıkça nasıl ayrı düştüğümüzü düşündüm. Bir samanlık evde; küçücük bir yerde ama birlik ve beraberlik içinde yaşadıklarını düşündüm.

- Bu kadar zorlu yollardan geçtin. Hiç yeter artık ben yapmak istemiyorum dediğin an, ya da seni yoran bir durum oldu mu?

- İnsanlar ile uğraşmak maalesef bazen çok zor ve yorucu oluyor. İnsanlara bağımsız bir kuruluş ile çalıştığınız ve amacınızın mazluma umut olmak olduğunu anlatmak bazen zor olabiliyor. Hergün sevgi ve emek ile büyüttüğünüz projenizin başına bir şey gelmesinden korkuyorsunuz tabi ki. İnsanların, hayra vesile olabilme bilincinin olmadığı da üzüyor beni. Sosyal medyada ve gerçek hayatta aslında birbirimize iyiliğe vesile olmak o kadar da zor değil. İnstagramda bir paylaşım ile, en az bir kişiye ulaşabilir insanoğlu, ister ise. O paylaşımla, bir insanın hayatına dokunduğunu bilse ki eğer.

Eğer ki bu kadar ülke ziyaretleri yapmasaydım, bugün bu kadar azimli olmayacaktım. Afrika’da ve yardım götürdüğümüz diğer bölgelerde, insanların tebessüm ettiklerini gördüğümde, çok mutlu oluyorum. İyi ki bu kadar emek ve çaba harcamışız diye düşünüyorum. 2017 yılında ilk kez Kenya’ya gittiğimde, insanların samandan evlerde yaşadığını görmüştüm. Geri döndüğümde WEFA'ya durumdan bahsettim ve oraya "Umut Köyü" inşa etmeye karar verdik. İnsanlara ev yaptırmak için ilk adımları attık. Bu yıl Eylül 2018'de ise Umut Köyümüzün açılışına gittik. İsmimi söyleyerek şarkılar söylediler köy ahalisi. Bizim için dans ettiler ve el ele, kardeş kardeşe Köyümüzün 26 evini ziyaret ettik. O mutluluk, o duygu dolu anlar için her bir zorluk sonuna kadar değdi. Bir de orada, o kadar çok ayakkabısız ve terliksiz çocuklar gördüm ki. WEFA’nın yetimler için aylık Sponsorluk Projeleri var. Her isteyen, aylık 35 € ile, bir yetime tebessüm olabiliyor. Sponsoru olan yetimlerimizin hem kıyafeti, hem de ayaklarındaki terlikleri o kadar düzgün ki. Her gün Yetim Sponsoru için iyi ki çağrı da bulunmuşum dedim.

- Burada en büyük destekçilerin kimler oldu ? Sonuçta yaptığın bu işte senin iyi niyetini kötüye yorumlayan insanlar da olmuştur.

- En büyük destekçilerim, annem ve babam oldular. Onların rızası ile ben bu yola kendimi adadım. Bir de WEFA var. WEFA ile veren el ve alan el arasında birlikte güçlü bir köprü kurduk. Her gün bana destek veren bir "İnsan İnsana Emanettir" ekibim var yanımda. Bir de sosyal medya üzerinden her gün bizi takip edip, maddi ve manevi destek veren takipçilerimiz. Çok fazla emek var, ve yılmadan devam ediyoruz. Çünkü "İnsan insana emanettir"...

- Türkiye'de bulunan tanıdıklarınla ve instagramda seni takip eden insanlarla yüz yüze geldiğinde, sana verdikleri tepkiler nasıl oluyor ?

- Biz genelde insanların bizi canlı tanımaları için etkinlikler yapıyoruz. Mesela Hayır Kahvaltıları veya kermesler. O günde hem birbirimizi tanıyoruz, hem de yaptığımız işi ve projeyi tanıtıyoruz. İnsanların hayra vesile olması için ve el ele verince güzel şeylerin ortaya çıkması için gayret gösteriyoruz. Yaklaşık 1 yıldır insanlar sokakta da tanımaya başlıyorlar ve sen "İnsan İnsana Emanettir" değil misin, diye soruyorlar. İsmimin değil, sloganın yayılmasını istiyorum ve o yüzden bana bu soruyu sordular mı çok ama çok mutlu oluyorum. Tepkiler o kadar güzel ki. Hem canlı hem sosyal medyada çok güzel tepkiler alıyoruz. İnsanların bu devirde bağış yapmaktan korkarken, onlara güven vermekten ayrı mutlu oluyoruz. Umre ziyaretinde Medine’de bile beni tanıyanlar oldu. Dünya aslında çok küçük ama iyilik her yere yayılabilir.

- WEFA Yardım Kuruluşu da bana çok yardımcı oldu dediniz, WEFA Yardım Kuruluşu için bize neler söylemek istersin?

- Ahde vefa. Vefalı olmak bir ayrıcalıktır benim için. Hayatıma o kadar güzel değerler kattılar ki vefakâr İnsanlar. Benimle aynı düşünen, merhamet duygusu fazla olan ve mazlumlara umut olmak isteyen İnsanlarla birlikte yol almak çok güzel benim için. WEFA, bağımsız bir sivil toplum kuruluşudur. Herhangi bir partiye, cemaate ve benzeri oluşumlara bağlı değildir. Tek gayeleri insanlara, onların nerede olurlar ise olsunlar unutulmadıklarını hissettirmektir. WEFA, veren el ile alan el arasında sağlam bir köprü kurmak için gayret gösteren bir yardım kuruluşudur. Gönüllülerine ve hayallerine çok fazla değer verenlerdir. Benim hayallerimi gerçekleştirmek için çok büyük destek verip büyük imkânlar sağlıyorlar. 70 farklı ülkede yardım ediyorlar. Su kuyuları açılıyor, yetimlere sponsor bulunuyor, kalıcı eserler yapılıyor, kurbanlar kesiliyor, acil yardımlar yapılıyor, kış kampanyaları gerçekleştiriliyor. Katarakt ameliyatları ile insanlara ışık oluyorlar. En güzeli de gelir temini projeleri ile, insanlara balık tutmayı öğretiyorlar.

- Peki Hatice, bu kadar yardımlara koşuyor, yoğun bir şekilde çalışıyor; bu Hatice'nin bir ailesi yok mu? Bize biraz anlatır mısın ?

- Benim her zaman yanımda olan güzel bir ailem var. Hem annem, hem de babamın izni ve rızası ile bu yola çıktım. Biliyorum, çoğu anne ve baba için bu, hiç de kolay değil. Ama sanki benim annem ve babam bizim bir gün bu kadar büyüyüp bu kadar insana el uzatacağımızı hissetmişlerdi. Bana her zaman destek veriyorlar. Ve bir de beni bu yolda destekleyen dostlarım var. Ben onları ekibim olarak tanıtıyorum ama onlar kendi seçmiş ailem gibiler. Biz kocaman bir aile olduk; sosyal medya üzere takip eden kişiler ile bile. Başkalarının dualarında ve tebessümlerinde yer almak çok güzel bir duygu.

- Buradan insanlara bir şey söyle desem neler söylemek istersin ?

- Hayır işlemek o kadar zor değil. İnsanoğlu istedikten sonra, her gün bir hayır seni bulur. Bizim yaptığımız sadece bağış toplamak değil. Kimin ne kadar topladığı da değil. Bizim niyetimiz insanların kalbine merhamet duygusu vermek ve iyiliği yaymak. Belki biri bizi görür esinlenir ve yardım etmeye başlar. Bağışın da azı çoğu yok; önemli olan kalpten gelen. İnsanların bilinçli bağış yapmalarını diliyorum. Her şeye ön yargılı yaklaşmamalı, araştırmaları. Eğer biz bu kadar umut olabildiysek, bu hem maddi, hem de manevi destek sebebiyledir.

- Hatice, davetimi kabul edip benimle bu güzel anları geçirdiğin için teşekkür ederim sana. Buradan sesinin daha çok kitleye ulaşmasını temenni ederim. İnsanların daha çok yardımcı olmasını diliyorum.

08 Kasım 2018 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çapa Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çapa Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz