"Bütün dalların birleştiği kök: Eğitim"

Yazın yolculuğuna çıktığımız ilk günden bu zamana kadar farklı konu ve muhteviyatta birçok meseleden bahsetmiş olmamıza rağmen yazdıklarımızın odak noktasında hep eğitim meselesi vardı.

Yazılarıma aşina olanlar şu hususu merak etmiş olabilir: Memleketin bir dünya meselesi varken niye bu adam dönüp dönüp hep eğitimi konuşuyor?

Sebebi şu ki meselelerin içindeki bütün nedenlerin başlangıç  noktası olan kök neden eğitimdir. Eğitimi düzeltebilirsek eğer birçok problemin kendiliğinden çözüldüğünü göreceğiz. Toplumu ilgilendiren herhangi bir sorunsalın kollarının eğitime kadar nasıl uzandığını basit bir şekilde göstermek istiyorum:

Mesela gençlerdeki kötü alışkanlıkarın artmasını bir yönüyle ele alalım. Hiç dikkate alınmıyor olsa da bana göre gençleri kötü alışkanlıkların ağına düşüren en önemli olgu  aylaklık sendromudur. Aylaklık amaçsızlık ve boş zamanın bileşimiyle ortaya çıkan patolojik bir belirtidir. Aylak adamın kafasında odaklanmış olduğu bir mesele yoktur günlük düşünüp günlük yaşar.

Kurani bir ifadeyle aylak kişiler rüzgarın önünde savrulan kuru yapraklar gibidirler. Peki bir sonraki aşmada şunu bulmaya çalışalım gençlerimizi bu derece aylaklığa iten temel faktör nedir?

Açık seçik bir şekilde ifade edeyim ki eğitim sürecindeki amaçsızlık ve boş zamanın bolluğu maalesef gençlerimizi aylaklığa söz konusu aylaklık da kötü alışkanlıklara itmektedir. İşte bu yüzden lise düzeyindeki bütün okulların bilim dallarına göre kategorize edilmesi gerektiğini ısrarla anlatmaya çalışıyorum. Eğitim sistemimiz hakkında bugüne kadar yazmış olduğum yazılarımın temel amacı sistemin cesametine göre temelinin ve omurgasının sağlam olmadığını göstermeye çalışmaktı.

İtiraf etmeliyim ki yerleşik bir düzenin temel taşlarını yerinden oynatmaya çalışmak benim için hiç de kolay olmamaktadır fakat bunu yapmadan bir sonraki aşamaya geçmek de beyhude bir iş olacaktır. Bundan sonrasında ise ikinci merhaleye geçerek tedavi yöntemi olarak sunmuş olduğum liselerin üniversitelerdeki bilimsel ve mesleki bölümlere göre kategorize edilmesinin ne gibi faydalar sağlayacağını anlatmaya çalışacağım.

Bu aşamaya geçmeden önce şunu hemen belirteyim ki benim önermiş olduğum eğitim modelinde Anadolu Lisesi, Fen Lisesi gibi düz liselerin yeri yoktur. Bunun yerine ileride bilim adamı olacak potansiyeli  olan gencimiz için üniversitelerin Fen Fakültelerine hazırlıyan Temel Bilimler Lisesi olacaktır. Bunun yanında Ticaret Lisesi Ziraat Lisesi, Veterinerlik Lisesi Spor Akademileri Lisesi, Mühendislik ve Zanaat Liseleri olacaktır.

Peki hali hazırda buna benzer Meslek Liseleri varken benim önerdiğim eğitim modelinin bunlardan farkı nedir?

En temel iki farkı var: 1- Orta öğretimden buralara öğrenci seçilirken öğrenci bilimsel verilere göre takip edilip zeka yapısının dışında gideceği bölümün hususiyetine göre bütün yönleriyle değerlendirilerek yönlendirilecektir. Mesala İmam Hatip Lisesine öğrenci seçilecekse o öğrencinin ahlaki yönleri de bihassa gözetilmelidir.  2- Liselerden üniversitelere geçişlerde çapraz geçişgenlikler söz konusu olmamalır. Daha açık bir ifadeyle Mühendislik Fakültesine geçmenin tek yolu Mühendislik Lisesinden geçmelidir. Burada riski minimize edebilmenin yolu da orta öğretimdeki hocaların pedegojik yönden çok donanımlı olmalarından geçer.

Temel eğitimdeki öğretmenlerimiz 8 farklı zeka türünün belirtilerini ve hangi zeka türünün hangi meslekte başarılı olacağını çok iyi bilmelidirler.

Şimdi gelelim önermiş olduğum bu eğitim modelinin getireceği faydaları anlatmaya. Söz gelimi orta öğretimini tamamlayıp iyi bir bilimsel gözlemin neticesinde Ziraat Lisesine yönlendirilen bir gencimizi ele alalım. Bu gencimiz Ziraat Fakültesine gidebilmenin tek yolunun bu okuldan geçtiğini bilirse okuduğu bölüme daha çok önem verir. Hedefe daha erken yaşta yoğunlaşacağından daha üniversiteye gelmeden belli bir bilgi birikimine sahip olabilme imkanı elde edecektir. Algı düzeyi seçici hale gelmeye başlayan gencimiz boş zamanını değerlendirmek için okuduğu kitapları iştigal ettiği mesleğe göre seçebilecek gazete bile okurken tarımla ilgili haberleri daha bir ilgiyle takip edecektir. Okul döneminde aynı zamanda Devlet veya özel bir kuruma zimmetlenen gencimiz bütün eğitim süreci boyunca uygulamalı eğitimini de sağlam bir şekilde alacaktır.

Bunun yanında alnı terleyerek çalışıp para kazanmayı öğrenen gencimiz daha erken yaşta olgunlaşacaktır. Çünkü güneş meyvelerin olgunlaşması için ne kadar gerekliyse gençlerin olgunlaşması için de terleyerek çalışmak öyledir.

Lise eğitiminin sonrasında belli bir birikimle Ziraat Fakültesine terfi eden gencimiz temel düzeyde bir donanımla fakülteye geleceğinden bölümün seviyesi de oldukça yükselecektir. En azından iştigal edeceği bilim dalının akademik terminolojisini temel kavramlarını daha öncesinden bildiğinden üniversite döneminde bunlara zaman harcamayıp daha çok bilimsel araştırma faaliyeti yapabilecektir.

Üniversitelerin seviyesinin yükselmesiyle döngüsel bir fayda elde edilecektir çünkü orta öğretim ve Lise düzeyindeki öğretmenleri de üniversiteler yetiştirmektedir. Tıpkı karşılıklı pirizmaların ışıklarının yansıyarak birbirlerinin ışığını güçlendirmesi gibi...

Söz konusu eğitim modelinin daha genel düzeydeki faydalarınada değinecek olursak önermiş olduğum model istihdam sistemini bir binanın inşası gibi aşağıdan yukarıya doğru tasarlamamıza yardımcı olacaktır.

Mevcut sistemin en büyük kusuru  sistemin yukarıdan aşağıya doğru tasarlanmasındadır. Okul öncesi eğitimi de sayarsak fakülte düzeyine kadar amaçsızca 17 yıllık eğitime tabi tutulan gencimize17 yılın sonunda İşkurdan bir iş edindirme programı seç ve kendine bir meslek edin denilmektedir. Yada beyaz yakalı olarak tabir edilen gençlerimizin bir kısmı askerlik polislik gibi mesleklere atanarak o noktada bir istihdam sağlanmaktadır.

Peki gençlerimizin kaybolan yıllarına yazık olmuyor mu 17 yıllık eğitimde bir meslek kazandıramayan eğitim sistemimiz 3 aylık 6 aylık kurslarla birinci sınıf bir meslek erbabı yetiştirebilmekte midir? Halbuki gençlerimizin kanlarının en deli aktığı dönemlerde yüksek debiyle akan kanlarının önüne sağlam barajlar  inşa edebilsek ne büyük enerjiler elde edebiliriz. Bunu bir düşünsenize mevcut sistemin aksine önermiş olduğum sistemde planlama önceden yapıldığından sistemsel sapmalar azalacaktır. Memlekete tarım alanında çalışacak ne kadar beyaz ve mavi yakalı iş gücü gerekliyse o oranda Ziraat Lisesi bölümleri açılacaktır.

Sözün bu nokasında şunu da özellikle belirtmeliyim ki, bazı meslekler iş gücü piyasasında yemekteki tuz kadar yer tutmaktadır. Sosyoloji felsefe gibi sosyal bilimler böyledir; hiç olmadan olmaz ama fazlası da bünyeyi yorar.

Ekonomi bilimindeki arz talep dengesi gözetilmeden sistem tasarlamaya kalkılırsa işin sonunda çarpık bir modeli inşa etmiş olursunuz. Hani, arkadaş konusunda söylenen bir söz vardı ya "arkadaş insanı rezil de eder vezir de eder" diye. Ben de bu sözü bir iktisatçı bakış açısıyla şöyle uyarlamıştım: Arz bir şeyi altın da eder teneke de.

Aslında burada yapılması gereken şey kadim tarihimizin önemli bir siması olan Muslihuddin Merkez Efendinin dediği gibi herşeyi merkezinde bırakmaktır. Yani demir demir olarak altın altın olarak kalmalıdır. Altının demirden değerli olması daha önemli bir cevher olduğu anlamına gelmez. Beyaz yakalı ve mavi yakalı işgücünü birbiriyle kıyas ederken bu şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Bugün gelinen noktada ise iş gücü piyasasında eğitimli işçi olarak kabul edilen beyaz yakalılar işverene muhtaç duruma gelmişken işveren de vasıflı işçi zanaatkar olarak kabul edilen mavi yakalılara muhtaç duruma düşmektedir. Gerçekte ise yapılması gereken şey her şeyi merkezinde bırakacak bir sistemi inşa etmektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Pehlivan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çapa Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çapa Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Coşkun - Eğitim Eğitim Eğitim.. Doğru eğitimi vermekle başlar verim. Çok isabetli tesbitler. Emeğinize sağlık

Yanıtla . 0Beğen 23 Nisan 22:52
01

Bayram - Başarılı bir yazı, fikirlerimize tercüman olmuşsun Ali Bey!

Yanıtla . 1Beğen 23 Nisan 22:09

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 530 03 11
Reklam bilgi