Seçilenlerin Manevi Sorumluluğu?

                 Vatandaş, köylerden Büyükşehirlere kadar ülkenin her tarafında kendisini yönetecek olan muhtarları, meclis üyelerini ve de belediye başkanlarını seçti.

            Vatandaş, seçtiği kişilere hizmet yetkisini bir emanet olarak verdi. Bu emanet ki efendimizin ifadesi ile; “İhanet edildiğinde kıyametin yaklaştığına işaret olan”(Buhârî, “İlim”, 2) bir sorumluluktur.

            Yine Sevgili Peygamberimiz; İdarecilik emanettirGerçekten hakkıyla yerine getirmeyen ve gereğini eda etmeyenler için bu vazife kıyamet gününde rezillik ve pişmanlıktır.”(Müslim, "İmâre", 16.) hadisi ile bu idareciliğin toplum tarafından çok istenileceğini ancak bir emanet ve sorumluluk olduğunu hakkı ile yerine getirilmediğinde ise ahirette o kişi için bir pişmanlık sebebi olduğunu haber vermektedir.

            Vatandaş ya da bir başka ifade ile seçmen, demokrasi anlamında kendisine düşeni yaptı. Kendilerini güzel yöneteceğini düşündüğü kişileri hür iradeleri ile seçerek sorumluluğu ağır olan bu emaneti yani yetkiyi kendilerine tevdi ettiler.

             Bu bağlamda seçmen, seçme görevini yerine getirerek tercihini ve yetkisini görev ve hizmete talip olan kişilere verdi.

Şimdi sorumluluk, görev ve hizmete talip olan seçilen kişilerde.

 Peki seçilen bu kişilerin manevi sorumluluğu nedir?

             Şüphesiz ki, seçilmişlerin ya da bir makama gelenlerin yaptıkları hizmetlere binaen mükafatları büyüktür. Ancak bu kimselerin, görevi ihmal ya da kötüye kullanmaları durumunda da veballeri büyük olur.

              Söz konusu şu kıssa bu durumu özetlemektedir.

               Rivayet odur ki Behlül Dana Hazretleri; “Bir gün kardeşi Halife Harun Reşidin tahtına geçip oturur. Birkaç dakika bile oturmadan hemen sarayın muhafız ve hizmetçileri onu görürler ve Behlül Dana hazretlerini tahttan indirirler. Tahtan indirdikleri gibi bir de dayak atarlar. Behlül bir kenara çekilip ağlamaya başlar, olayı Harun Reşide haber verirler, Harun Reşit Behlûl'ün yanına gelerek teskin etmeye çalışır.

— Tamam, Behlûl ağlama, ben onları cezalandıracağım der, Behlûl hemen itiraz ederek.

— Aman abi askerleri cezalandırma, benim onlardan şikâyetim yok.

— O zaman neden ağlıyorsun?

— Behlül Dana Hazretleri kardeşine:

— Kardeşim ben, beni dövdüler diye ağlamıyorum. Ben birkaç dakika tahta çıkmakla bu kadar dayak yedim, yarın senin durumun ne olur, ne kadar dayak yiyeceksin diye düşünüyorum ve onun için ağlıyorum der.

Bu sözler Harun Reşidin gözlerinin yaşartır...

— O halde söyle, nasıl hareket edersem kurtulurum, diye sorar.

Behlül, şu nasihatte bulunur:

— Adaletle hükmet, kimseyi incitme, millet senden memnun olup senin iyiliğine dua etsin. Ancak o zaman kurtulursun.

            Evet hizmet makamları ateşten bir gömlektir. Layık-ı vechi ile temsil edilmediğinde şüphesiz kişinin dünyasını da ahretini de sıkıntıya sokar. Bu kıssada da geçtiği gibi kişinin manevi sorumluluğu çok büyük olduğu için onun ahretteki hesabı büyük ve zor olur.

            Peki madem bu makamların dünyadaki ve ahretteki sorumluğu fazla ve zor o halde kimse bu makamlara gelmemeli mi?

            Kimse hizmet makamına talip olmamalı mı?

            Bu sorumluluğun altına kimse girmezse devletin ve milletin işlerini kim idare edecek?

            Tabi ki bu makamlara talip olunmalıdır. Tabi ki bu makamlara gelerek insanlara hizmet edilmelidir. Ancak emanet kavramının bilincinde olarak bu makamlarda hizmet edilmelidir.       

            Zira bu makamların manevi sorumluluğu ne kadar büyük ve zor ise aynı şekilde mükafatı da bir o kadar büyük ve güzeldir.

            Nitekim Sevgili Peygamberimiz topluma bu anlamda hizmet eden adil devlet başkanının kıyamet gününde arşın gölgesinde gölgeleneceğini müjdeler. (Buhâri, "Ezan", 36.)

            Evet seçilenlerin geldiği bu makamlar ateşten gömlek ama hakkı ile temsil edildiğinde de cennet vesilesidir.    

             O halde hiçbir serinliğin ve gölgenin olmadığı, insanların terinde boğuldu, insanlarla güneşin arasında metrelerin kaldığı ahiret gününde arşın gölgesinde gölgelenebilmek için yeni seçilen muhtarlar, meclis üyeleri, belediye başkanları, bütün idarecilerin ve de insanlara hizmet etme makamında görev yapan kişilerin şu kuralara riayet etmesi tavsiye edilir.

  1. Seçildiğiniz görev ya da makam size emanettir. Emanete riayet sevap, ihanet ise ceza getirir.
  2. Allah’tan korkun. Zira unutmayın ki Allah gizlediğinizi de açıktan yaptığınız da bilir.
                3. Amel defterinizi ve yaptıklarınızı yazan melekleri unutmayın. Zira bu melekler her konuştuğunuzu ve her yaptığınızı kayıt altına almaktadır. 
                4. Oturduğunuz makam sizin ya cennetiniz ya da cehenneminiz olacaktır. Zira bu makamla imtihan edileceksiniz.
  3. Adaletten sapmamak gerekir. Zira adalet mülkün temelidir.
  4. Devlet malında tüyü bitmemiş kişilerin de hakkı olduğunu unutmamalı. Ve bu hususta mum ve devenin yuları kıssasında olduğu gibi Hz. Ömer örnek alınmalıdır. 
  5. Bu makamlar hakka ve halka hizmet etme makamlarıdır. O halde hem hakkın hem halkın hak ve hukukuna riayet ederek hizmet etmeli.

            İnanıyoruz ki ülkemizin her köy ve mahallesinde, il ve ilçesinde seçilenler bu şartları bilir ve hizmet etmede bu şartları esas alır.

             Ancak unutmasınlar ki onlar her ne kadar bu güzel vasıflara sahip olsalar da şeytan ve nefisleri onları bu hakikatten ve güzellikten saptırmak isteyecektir. Zira makamlar ateşten gömlek ve en büyük ve en ağır imtihanların da vesiledir.

            İslam tarihinin ilk Kâdı'l-Kudât (Başkadısı) Ebu Yusuf'un dönemin idarecisi olan  Harun Reşid'e yönetim ve teb'a ile ilgili nasihatı ile bitiriyorum:

"Ey mü'minlerin emiri! Siz sevabı en büyük ve cezası en şiddetli olan, büyük bir işle vazifelendirildiniz. Allah milletin mesele ve işlerinin görüşülmesini size havale etti. Bunun için, Allah'ın rızasına uygun olarak adalet icra ederseniz ecir ve sevabınız çok büyük olur. Ancak Allah'ın rızasına aykırı hareket ederseniz biliniz ki  acı bir azaba uğramanıza sebep olur." (Ebu Yusuf,  Kitabü'l-Harâc, 70.)

            Seçimin ve seçilenlerin ülkemize, milletimize ve de inancımıza hayırlı olmasını Yüce Mevla'dan diliyorum. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Uyanık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çapa Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çapa Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 530 03 11
Reklam bilgi