Komşu ekmeği mi, çarşı ekmeği mi?

Urfa'da işlerin en oğun olduğu mevsim sonbahardır. Yaz mevsiminde harman zamanı köyüne gidenler bağa bahçeye gidenler yavaş yavaş şehire dönerdi. Şehirdeki iş yoğunluğunun sebebi kışa hazırlanmaktır.Çünkü Urfalı her ailenin ekonomik gücü nispetinde kışlık yiyeceğini yıllık alma geleneği vardır. Bu ihtiyacın ilki elbette ekmektir.

Urfalılar için fırından ekmek almak fakirliğin ilk belirtisi olarak bilinirdi. Bir komşusunu fırından ekmek alırken gören kişi: Allah yardım etsin. Demek ki işleri iyi değil çarşı ekmeği alıyorlar. Bir bahane ile soralım, derler.

Bu ithamla karşılaşmak istemeyen Urfalı aile evdeki kişi sayısını hesaplayarak bir yıllık buğdayını sonbaharda alırdı. Buğday ilkel usullerle biçildiği için mutlaka yıkanır dama serilen çullarda kurutulur sonra da çuvallara doldurulurdu. Yaklaşık olarak ayda bir kez evdeki buğdaydan bir çuval buğday değirmene gönderilerek un haline gelirdi. Buğdayların öğütüldüğü İki çeşit değirmen vardı. Su değirmeni, ataş değirmeni.

Su değirmeninde un daha beyaz olarak gelirdi. Bu nedenle su değirmenine buğdaylar birkaç gün önceden gönderilir buğday çuvalı sıraya konurdu. Sırası gelince öğütülüp eve gönderilirdi. Ataş değirmeni elektrikle çalışan küçük un fabrikalarıydı. Unu daha hızlı öğütüp gönderirlerdi. Fakat un biraz esmer olurdu. Bu nedenle su değirmeni unu tercih edilirdi.

Un eve geldikten sonra evde ekmek için bir gün ayrılırdı. Ekmeği genellikle evin hanımı yakınlarınddn birinin yardımı ile yapardı. Bu yardımcılar kızı kız kardeşi görümcesi eltisi vb olurdu. Ekonomik durumu iyi olan aileler evlerine ekmeği ücret karşılığı yapan ekmekçi çağırırdı. Ekmek yapılma işlemi büyük teşte büyük bakır leğen unu elemekle başlardı. Çıkan kepek sütçüye ineği olan komşuya verilirdi. Elenmiş una su ve tuz ilave  edilerek hamur yoğurulurdu.Hamur biraz dinlenir. Sonra ekmek tahtasının altına büyük bir bez serilirdi. Hamur ekmek tahtasının üstünde bıçakla nar ya da iri bir portakal büyüklüğünde yumaklara ayrılırdı. Tahtanın üzerinde hünerli ellerin oklava ve tahta arasındaki görüntüsü ritmik şekilde devam ederken nefis Urfa ekmeği açılmış olurdu. Bu ekmekler tahmini olarak çapı 60-70 cm olurdu. Yeteri kadar açılan ekmek  altında ya çırpı ya tezek ya da bağ kökü yanan siyah sacın üstüne ustalıkla serilirpişirme işlemi başlardı..Ekmekleri sacın üzerinde çevirmek için 05 cm kalınlığında 80-90 cm uzunluğunda 7-8 cm eninde tahtadan yapılmış ahtarağacı ile çevire çevire her yeri göz göz kaparıp pişirilen  nefis ekmekler önce soğuması için yerdeki temiz bez üzerinde bekletilir sonra da 50-60 tane ekmek üst üste dizilirdi. Ekmeğin kokusu yakın çevreye yayıldığından komşulara bazlamaç dağıtılırdı.

Bazlamaç normal ekmeğin biraz daha kalın açılmışına denirdi. Yumuşak olduğu için dörde katlanır sıcak sıcak komşulara yetiştirilirdi. Ocak başında bazlamaca Urfa yağı sürüp toz şeker ekerek yapılan dürümün tadını hiç unutmadım Bazen de sıcak bazlamaç küçük parçalara ayrılır içine sade yağ ve toz şeker konularak elle yoğrularak döğmeç yapılırdı.

Ülkemizin birçok ilinde ekmekler evde yapılmış ve yapılmaya devam ediyorsa da hiçbir yerde ekmeği Urfalı kadın gibi ince ve büyük açan yer yoktur. Buralarda ekmekler bazlamaç büyüklüğünde yapılır. Urfa ekmeğihem büyük hem de dayanıklıdır. Bir ay iki ay bozulmadan üst üste dizilirek bitinceye kadar aynı tazelikte yenilebilir. Ekmek ihtiyacı olduğu anda yere serilen temiz bezin üstüne konulan yufka ekmek bir kabın içindeki  suya eli batırarak ekmeğe yağmur yağıyormuş gibi ekmeği ıslatacak miktarda su serpilir. Bu işleme ekmek sulama denir. Islatılan ekmeğin üstü bezle kapatılır 15-20 dakika sonra yemeğe hazır hale gelir.

Ekmek yapılma günü akşam sofrasındaki yemek birçok evde genellikle aynı olur. Ekmek yapılma işi bittikten sonra enine dilinmiş patlıcanlar biberler domatesler sacın üzerine yağ sürülerek ahtarağacı ile bastırılarak pişirilir sıcak ekmekle dürüm yapılırdı. Ekmek sonrası yapılan bu pratik yemeğe saca basma denirdi. Ya da sacın altındaki ateşte patlıcan közlenir sögürme yapılır veya patlıcan isot dürümü yapılırdı.

Ev hanımının hali kalmışsa ya da ekmeği kendisi değil de eve çağırdığı ekmekçi yapmışsa hemen acılı ekşili bir bostana yapar. Sıra  ailenin sofrada toplanmasına gelmiştir.. Sıcak ekmek doğal taze sebze katkısız paketlenmemiş market raflarında beklememiş içinde ne olduğunu bildiği sağlıklı bir yemekle ekmek yapma günü tamamlanırdı. Ekmeği biten aile komşudan ihtiyacı kadar ekmeği sayı ile ister ekmek yapılınca aldığı kadar ekmeği komşuya iade ederdi. Çoğu kez komşular verdikleri ekmeği geri almak istemezdi. Fırından çarşı ekmeği almak fakirliği hatırlattığı için komşudan istemek daha onurlu ve doğal bir davranıştı. Ekmeğini paylaşmak deyiminin tam yerine oturduğu bir şehirdir URFA. Urfalı gerçek anlamda ekmeğini komşusu ile böler karşılık beklemeden yardım eder. Böylesine güzel adetllerin yaşandığı bir şehrin kültür mirasını devam ettire bilenlere Urfalı denir. SİZ URFALI MISINIZ?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Edibe Aydın (Kahya) - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çapa Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çapa Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı şehrinizde parlatın, bu tanıtım fırsatını kaçırmayın!

0 (212) 530 03 11
Bilgi için tıklayın