NİTELİKLİ İNSANLARI HANGİ EĞİTİM SİSTEMİ İLE YETİŞTİREBİLİRİZ

NİTELİKLİ İNSANLARI HANGİ EĞİTİM SİSTEMİ İLE YETİŞTİREBİLİRİZ
Okullarımızın bağlı olduğu bakanlığın adının, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI  olduğunu biliyoruz. Yani, bir ülkede yaşayan insanların , gelecekteki yaşamlarını sürdürecekleri bilgi ve beceriyi, devletin belirlediği bir program çerçevesinde, halkına eğitim veren devletin en üst kurumudur. Ülkemizde yaşayan insanların, öncelikle iyi insan olmaları, milli ve manevi değerlerimize uygun  olarak yetişmesinin yanında,kişisel ihtiyaçlarını da karşılayan becerilere sahip olmaları gerekir.Bu özelliklere sahip yetiştirilen insanların, aynı zamanda ,yurt ekonomisine katkıda bulunacak ve yeni oluşumlarda görev alabilecek, girişimci bir ruha sahip olması da gerekir. Bu özellikte insanların yetişmesi, nitelikli bir milli eğitim politikası ile olur.
Günümüzde uygulanan eğitim sistemine bakacak olursak ,bakanlığımızın adının MİLLİ ÖĞRETİM BAKANLIĞI olduğunu görürüz. Yani beceriden uzak, değerleri önemsemeyen, sadece ezberleyerek, hayatın içinde olmayan bazı gereksiz bilgileri de içeren, öğretme amacına yönelik olduğunu görürüz. Halbuki eğitim; yaşam boyu insanın ihtiyacına cevap verirse amacına ulaşmış olur. Bundan 50-60 yıl önceki eğitim sisteminde, ilkokullarda kız öğrenciler için “Aile Bilgisi”erkek çocuklar için” İş Bilgisi” dersi vardı. Kız öğrenciler iğneye iplik takmayı, basit dikiş çeşitlerini , rahatlıkla öğrenirlerdi. Hatta küçük bebek kıyafetlerini ,dikiş makinası kullanmadan rahatlıkla dikerlerdi. Erkek çocuklar ,tahtaya çivi çakmasını, tel bükmesini, kilim dokumasını, telden , tahtadan oyuncak yapmasını öğrenirlerdi. Bu uygulamalar, sınıf öğretmenlerinin, kendi arasında ,ders değişimi ile olurdu.Sınıf öğretmeni erkekse, okuldaki kadın bir öğretmen ile ders saatini değişir, kız öğrencilerine beceri kazandıracak dikiş derslerine, kadın arkadaşının girmesini sağlardı. Sınıf öğretmeni kadınsa, bu kez, erkek öğrenciler için, bir erkek öğretmenle ders değiştirirdi. Bu uygulama ile ilkokulu bitiren bir öğrenci bile, günlük hayatta küçük işleri kimseden yardım istemeden yapabilirdi. İlkokul sonrası, KIZ ENSTİTÜSÜ veya ERKEK SANAT ENSTİTÜSÜ’ nü bitirenler ise tamamen meslek sahibi olurlardı. O yıllarda, bu okullardan mezun olanları, bir ormanda yalnız bıraksanız, kendilerini idare edebilecek öz güven, bilgi ve beceriye sahip oldukları için, yaşamlarını rahatlıkla sürdürebilirlerdi. Günümüzde ;her köşede açılan dükkanların camlarında PAÇA DİKİLİR, TADİLAT YAPILIR yazılarını sıkça görürüz. Kopan düğmesini dikemeyen , kıyafetinin herhangi bir yerindeki söküğü için “ terziye” giden, pantolonunun paçasını kısaltamayan insanların,sıkça bu dükkanlara uğramalarının sebebi eğitim sistemimizdeki yanlışlıktır.Bir prizin tamiri, için elektrikçi, bir kapının açılması için çilingir çağıran insanların  da beceri kazandırılmamış bir eğitim sistemi ile eğitilmiş olduğunu görürüz.Günümüzdeki meslek liselerinin bir kısmında bu derslerin var olduğunu biliyoruz.Bu derslerin içeriği ve uygulaması,eğitimin küçük yaşta başlaması gerçeğinden uzak bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor.Şu andaki Meslek Liselerinde,mesleki eğitim,14-15 yaşında başlıyor. Bu okulların birçoğunda, derslerlerdeki beceri gerektiren çalışmalarda  makinelerden destek alınarak dersler işleniyor. 15 yaş,  el becerisi kazandırmak için, geç kalınmış bir yaştır.Bu konuda ; şahit olduğum bir olay, bu görüşümü kanıtlamaya yetecektir. Çok tanınmış özel bir üniversitenin, Moda Tekstil  bölümü son sınıfında okuyan bir öğrenci, bitirme ödevi olan ,ceketin kolunu takamadığı için ,bana getirdi. Ben,bu işi uzun yıllar önce yaptığım halde, ondan  daha iyi bir beceri ile kolu taktım. Vurgulamak istediğim konuya dikkatinizi çekmek için, bu öğrenci ile ilgili gözlemimi de üzülerek yazmak zorundayım. Öğrenci eline aldığı dikiş , İğnesine  ipliği takamadığından, bir aparat kullanmak zorunda kaldı. Yani iğnenin deliğine iplik takamıyordu. Çünkü, iğne iplikle 20 yaşında tanışmıştı. Bu nedenle”el becerisi “için geç kalınmış bir yaştaydı.Bu örnekten yola çıkarsak ,eğitim ve öğretim, bilgiden çok beceriye yönelik olursa bakanlığımızı adı MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI  olur. Aksi takdirde MİLLİ ÖĞRETİM BAKANLIĞI  olarak devam eder. Bunun sonucunda; nitelikli elaman ve görev bilincinde olan vatandaşların olmadığı bir ülke olmanın burukluğu ile “ aydınlık yarınları” ufukta beklemeye devam ederiz.
Edibe Aydın( Kahya) 29/11/2018
# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Edibe Aydın (Kahya) - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çapa Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çapa Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz